19.10.2018
ANA SAYFA HAKKIMIZDA RESİM GALERİ LİNKLER İLETİŞİM ÜYELER ÖDEMIŞLI ODEMISLI ÖDEMIŞLI HUKUKCULAR DOKTORLAR
 
     
 
 

Konular
   Tarihçe
   Efeler
   Ödemiş Mahalleri ve Muhtarları
   Turistik Yerler
   Ödemiş Yemekleri
   Ekonomi
   Ödemişli Sporcular
   Siyaset-Politika
   Etkinliklerimiz
   Ödemişli Akademisyenler
   Ödemişli Siyasetçiler
   Ödemişli Sanatçılar
   Ödemişli Askerler
   Ödemişli Diplomatlar
   Ödemişli Gazeteciler
   Ödemişli İş İnsanları
   Kaybettiklerimiz vefat eden Ödemişliler
   Ödemiş Ürünleri
   ödemişli hukukçular
   ÖDEMİŞLİ KİŞİLER VE ANILARI
   ÖDEMİŞLİ ZANATKARLAR
   ÖDEMİŞLİ GAZILERİMİZ
   ÖDEMİŞLİ ŞEHİTLERİMİZ
   ödemişli egitimciler
   Arşiv

Üye Girişi
E-Mail :

Şifre :

Şifremi Unuttum Yeni Üye

Hesabım


Yazarlar

Reklamlar


Efeler Tiyatro Oyunu
HABERİ PAYLAŞ : Google'da Paylaş



E F E L E R

İzmir Yarın Derneği Oyuncuları 2014-2015 yılına E F E L E R isimli oyunlarıyla

sezonu açıyor. Oyunun hem yazarı hem de yönetmeni, Psikolojik Danışman

ve Tiyatro alanında Yüksek lisans yapan M. Ümit Görgülü.Efeler oyunu

hakkındaki sohbetimizi Yarın Derneğinin Buca’da Ihlamur Kafe içindeki doğal bahçesinde

gerçekleştirdik.

ŞAHİN EFE - Sayın Görgülü, Neden başka bir konu değil de Efeler?

ÜMİT GÖRGÜLÜ - Mecburiyetten… Oyunumuzda Çakırca’lının bir lafı var, der ki;

“Biz efelik yapalım, can alalım, diye mi çıktık bu zor dağlara? Hacı, Biz dağa

çıkmadık, çıkarıldık! Osmanlı'nın dümenine eller geçti de, düzen, kanun nizam

bozuldu, haklı haksız düşürüldü de biz ondan bu zor dağlara vurduk. Biz bu

dağlarda geziyorsak keyiften değil mecburiyettendir." Yani biraz da benim de öyle

belki: ben de bu oyunu seçerken bazı mecburiyetler yüzünden seçtim. Aslında

ben de bir yazar olarak, neşeli, eğlenceli, şen şakrak bir oyun yazmak ve

yönetmek isterdim. Ancak dünyanın gidişatını pek de iyi görmüyorum. Ben bu

oyunu yazmak ve oynamak zorunda kaldım. Çakırcalı’nın da dediği gibi ‘keyiften

değil, mecburiyetten’ Çıktı Efeler oyunu. Bunları da içcel ve dışsal

mecburiyetler olarak ikiye ayırabilirim.

ŞAHİN EFE - Önce içsel mecburiyetlerden başlayalım isterseniz?

ÜMİT GÖRGÜLÜ - Ödemiş’in Kaymakçı kasabasında doğup Küçük Menderes’in

verimli topraklarında büyüdüm. Bizim oralarda herkes bi’şekilde bir Efe ile

hasım-akrabadır. Öyle olmasa bile köylüsüdür. Benim de var böyle hısımlıklarım;

ancak ‘hamili kart yakınımdır’ misali, bu tür referansları kullanmayı tercih

etmiyorum. Edenlere de lafım yok. Her insan, bu dünyada kendine saygı

duymak/ duyurmak için yaşar. Kimileri böyle bir yolla kendilerini sevebilir ama

bu beni kesmiyor. Ancak; Küçük Menderes gibi dünyanın en verimli ovalardan

birinde doğup büyümek benim için onurlandırıcı bir referans. Bunu inkâr

edemem. Hep derim; Küçük Menderes’in bu verimli topraklarına ‘Adam

dikseniz, adam çıkar’. Bu toprakları, bu toprağın insanlarını seviyorum: Herkesin

kendi toprağını sevdiği kadar elbette.

Ben bu topraklarda Efe türküleri, Efe hikâyeleri ile büyüdüm. Bizden önce

yaşamış efelerin çocuklarıyla, torunlarıyla aynı taslarda yemek yiyip efelikler,

efelenmeler içinde bir çocukluk yaşadım. Modern hayat bizi okuttu, sözde

‘adam’ etti ancak bugünkü aklım olsaydı ‘öğrenmeyi’ değil de ‘yaşamayı’ tercih

ederdim.

Belki bana öyle geliyor ama benim büyüdüğüm topraklarda daha az oyunun,

daha az maskenin olduğu bir dünya vardı. Herkes neyse oydu, kimse başkası gibi

olmaya çalışmıyordu. Kendini ve ötekini olduğu gibi kabulleniyordu. Herkes

kendisi gibi olursa sana da kendine benzemek kalır. Bu da efelikle ilintili bir

durum: Kendimiz olmamız başkalarına da kendisi olma cesaretini verir.

Örneğin; efeler için yörede bazı deyimler vardır: Efenin kıçı başı oynamaz,

Efenin sözü sözdür, Efe adam, adamı gancıklamaz(arkadan vurmaz) , Efe adam

silahı öyle boş şeylere çıkarmaz, çıkardı mı da kullanır vb. Biz kıçımız başımız

oynayacak, verdiğimiz sözü tutmayacağız, diye korku duyardık. ‘Gancıklamak’

yani arkadan vurmak, arkadan iş çevirmek, hor görülürdü. Bence bugün

hasretini çektiğimiz güzel töreler bunlar.

Benim babamın köydeki ismi Bey Efe’dir. Terzi olduğu için Terzi Bey, diye de

ananlar vardır ama kimse gerçek ismini kullanmazdı babamın. Ben dahi,

babamın adının Mustafa olduğunu okullarda çeşitli formlar doldururken

anımsardım, o kadar… Bizim oralarda bir insana sülaleden getirdikleri simlerin

dışında bir isim takılıyorsa o isim onun karakteri ve mesleği ile ilgilidir. Bir sürü

marangoz vardır ama Marangoz Tahir başkadır, bir sürü elektrikçi vardır ama

Elektrikçi Mehmet başkadır. Sıfatları yapışmıştır onlara.

Babam bana hayatı boyunca hiç öğüt vermedi. Efeler, öğüt vermez ama olması

gerekeni söylerler. Babamın kanser olduğunu öğrendiğimde bir akşam bir

sohbette de sordum ona: “Baba hiç mi öğüdün yok bana: Kulağıma küpe

olsun?”… Sustu, belki de zaman kazanmak için, beni iki-üç kilometre uzaktaki

bir karpuz sergisine karpuz almaya gönderdi, hem de yaya… Geldim, uzun uzun

anlatacak sanıyordum. Ağzından dökülecek sihirli kelimeleri bekliyordum. O

mübarek ağzında çıka çıka şu çıktı: “Dediğini yap, yaptığını da de…” Yüzüne

söyleyemedim ama bir gün babam, Bey Efe için bir şey yazmaya karar verdim o

gün karar verdim. Efeleri, efe hikâyelerini çok severdi babam. Annem bana ilk

sazımı aldığımda, Öğretmenim ‘Toycular yar can / Kolunda mercan’ türküsünü

öğretmişti. Babama çaldım hevesle: Efe çal, Efe, dedi… Varan bir; işte şimdi Efe

çalıp efe oynuyoruz. E f e l er oyunu yazarken içsel sebeplerimden,

mecburiyetlerimden biri bu…

ŞAHİN EFE – Peki başka içsel neden?

ÜMİT GÖRGÜLÜ – Ben Bozdağ Gölcük’ü çok sever fırsat buldukça çıkarım.

Birkaç yıl önce yine oradaydım. Bir kahvede oturuyordum. Yanıma oturan orta

yaşlı bir köylü ile tanıştım. Ne iş yapıyorsunuz, diye sorduğumda bana

kartvizitini uzattı. Kartta şu yazıyordu: “Düğünlerinizde, özel gün ve

kutlamalarınızda kostümlü efelik yapılır” gibi bir şey… Efelik bu mu, dedim?

Efelik şimdi böyle, dedi köylüm…

Hayır, dedim içimden, Efelik bu değil. Efelik, bu kadar ayaklar altına inecek bir

sıfat ya da olay değil. Efelik, efe kostümlerini giyerek üç-beş kuruş yevmiye ile

düğünlerde harmandalı oynayıp boy göstermek değil. Efelik, kurtuluş günlerinde

kaymakamın, valinin, komutanın önünden geçen kortejin en sonunda ‘çakma

madalyalarla’ geçerek, onurlarına verecek yemek uğruna saatlerce saçma sapan

kutlamalarda boy göstermek de değil. Efelik, bir halk oyunları, bir folklor

değil:
Efelik bir olay, Efelik hakiki bir olay. Efelik, hâllerden bir hâl ama bunlar

değil
kesinlikle. Bu kartvizit olayı ile Efeleri yazmaya karşı daha yoğun bir istek

duymaya başladım. Bu da ikinci içsel nedenimdir.

Bir olay daha var beni çok etkileyen: İzmir’de bir düğüne davet edilmiştik.

Adettendir, davetliler oynar. Beni de sahneye çağırdılar. Müzik yapan

arkadaşlardan Harmandalı çalmalarını istedim… Bilmiyoruz, dediler. Bu ne iştir?

Bu ne vahim, bu ne ‘maalesef bir durumdur’ vatan için… Şimdi ben Trabzon’da

bir düğüne gitsem de o düğünde horon çalınıp oynanmıyorsa, Urfa’da halay

çekilmiyorsa, Kars’ta Kafkas, Ankara’da misket oynanmıyorsa Edirne de roman

çalınmıyorsa, bilinmiyor ve de oynanmıyorsa, Trabzon’un trabzonluğundan,

Urfa’nın Urfalığından, Kars’ın karslığından, Ankara’nın Ankaralığından, Edirnenin

de Edirneliğinden şüphe ederim. Ege de düğünlerde zeybek/ Efe çalınmıyorsa,

bu bile böyle bir oyunu yapmak için yeterli bir neden… Ha, Urfalı halayına,

Trabzonlu horonuna, Ankara da misketine sahip çıkmalı… İnanın kendimiz

kalabilmenin yolu terapistlerden değil, törelerimizden ve özümüzden geçiyor.

ŞAHİN EFE – Peki, Efeleri yazarken hissettiğiniz mecburiyetin dışsal

sebepleri, nedir?

ÜMİT GÖRGÜLÜ - Dünyanın süre giden adalet ve modernleşme anlayışı… Çok

haksızlık yapılıyor. Sosyolojik, ekonomik, medyatik, politik ve teknolojik

unsurları elinde bulunduran; emperyal zihniyetteki, eli silahlı, eli kanunlu

insanlar çoğunluğu eziyorlar. Anlaşılmaz, bitip tükenmez vergiler, insan hayatını

hiçe sayan sağlık ve tarım uygulamaları, kanseri besleyen yiyecekler, eşyalar,

doğayı bitiren, insanı kendisine ve ötekine yabancılaştıran modernleşme

masalları; sosyal psikolojinin araç ve teknikleri de kullanılarak yapılan, aslında

sapına kadar teokratik olan demokratikleşme yalanları… Allah’ın gönderdiği

kutsal kitapların bile yerlerinde gözü olan kötü niyetli insanların, çok uluslu

dünya çapında şirketlerin ve onların yönetimlerindeki emperyal zihniyetteki

ülkelerin yazdığı kutsal Anayasalar, dünyanın içine etmeye devam ediyor ve

‘bir dur’ denilmezse, insanın soyu yine insan yüzünden bu dünyadan silinip

gidecek.

ŞAHİN EFE - Peki bütün bunların Efelikle ilgisi nedir; ‘bir dur’ demek için

mi?

ÜMİT GÖRGÜLÜ – Efelik, bozulan düzene karşı durmaktır. İlgi buradan gelir.

Efeler, dünyanın her yerinde ve zamanında düzen bozulduğunda ortaya

çıkmışlardır. Düzen bozulmuştur. Dünyayı düzüp, üzenler de gün gibi aşikârdır.

En başta bu… Ne yani, yediğimiz hormonlara razı mı olalım? Haksız

vergilendirmelere ‘he’ mi diyelim? İnsanın insana insan tarafından ekilen nefret

tohumlarını göğsümüzde mi yeşertelim? Bildiklerimizi, duyduklarımızı,

gördüklerimizi hiçe sayıp üç maymunu oynayarak , Türkiye’ nin 77 milyon,

dünyanın 7 milyar maymunu mu olalım yani?

İnsan kalmak istiyorsak, insan gibi yaşamak istiyorsak, süregiden yanlışlara

Efelenmek, ‘Hop, N’oluyor orda, bi anlatın bakayım?’ demek, yollardan bir

yoldur. Böyle bir sorudan korkan yöneticilerin ‘iyi niyetlerini’ sorgulamak

gerekir. Böyle bir soru samimi ve hâkikidir. Bazen doğru ve yerinde sorulmuş bir

soru, ‘iyi sebeplere’ neden olabilir? Öyle bir soru sorarsınız ki zalim,

zalimliğinden, kötü şer’inden vazgeçebilir. Öyle bir şey söylersiniz ki dünya

tersine dönebilir. “Adalet olsun!’, sözü ile ‘Haksızlık istemiyoruz!” sözü

birbirine çok yakın anlamlar içeriyor gibi gelebilir; ama ‘Adaleti olsun’ derken

bir temenni iken, ‘Haksızlık istemiyoruz’ bir şarttır. Bazı şeyleri yapmak,

söylemek şarttır, dünyanın en iyi temennilerini de etsek temenni ile dünyayı

değiştiremeyiz, yanlışları düzeltemeyiz. Yanlışsa, bir yanlışa ‘dur’ demenin nesi

yanlış olabilir ki?

ŞAHİN EFE - Bu çağda sizce zeybeklik, efelik nasıl olmalı? Yanlışa nasıl ‘dur’ demeli?

Lafı uzatmadan;

EFELİK, GÖSTERİŞTEN VE ŞARLATANLIKTAN UZAK, UCUNDA ‘HAYAT-MEMAT

MESELESİ’ OLAN BİR VAROLUŞ, BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. TOPLUMSAL ADALETİN

TECELLİ ETMEDİĞİ, SEKTEYE UĞRADIĞI, BASKI VE ZULÜMLERİN ARTTIĞI

DÖNEMLERDE; HİÇ UMULMADIK, SIRADAN İNSANLARCA BAŞLATILAN BİR RUH VE

İSYAN HALİDİR.

Yanlışa dur, demek için öncelikle farkındalık gerekir; çünkü farkında olmadığınız

yanlışı zaten düzeltemezsiniz, aklınıza bile gelmez bir şeyleri değiştirmek…

Kendinizde, ailenizde, kentinizde, ülkenizde ve dünyada bir şeylerin yolunda

gitmediğini farkında olmalısınız ki onları düzeltmek için harekete geçebilesiniz.

Bu dünyada kimse göremediği bir yanlışa ‘dur’ diyemez. Farkındalık önemli…

ŞAHİN EFE- Bir de görüp de görmezden gelenler var hocam?

ÜMİT GÖRGÜLÜ – Bir yanlışı görüp bilip de görmezden gelenler; sadece

kendilerini düşünen, nefsin ve hazzın kıskacında, satılmış, insan sıfatını hak

etmeyenlerdir. Bu dünyaya ve insanlığa ‘hainlik’ yapan ve sadece kendilerinin,

kendi zümrelerinin çıkarlarını düşünen, insana ‘insan elinden çıkma’ zulümler,

ölümler yaşatanlar var. Bunlar çeşitli kılıklarda, hatta bazen melek kılığında,

karşımıza çıkabiliyorlar; İşte bugün, çiftçilere kanserli tohum, gübre, ilaç

satan,
satmaya alet olan ziraat mühendisleri… İşte, çocuklara bilimi – birliği -

dirliği

öğreteceği yerde nefreti, şüpheyi ve güvensizliği öğreten öğretmenler,

ana-

babalar… İşte, insanlığın ve halklarının çıkarlarını göz ardı eden

siyasetçiler, üç
kuruş fazla kazanacağım, diye modernizmin uyduruk ürünleriyle

insanları zehirleyen zihniyetlere göz yuman hükümetler… Yok mu bunlar?

Elbette var:

Ülkemize ve dünyaya, doğrudan şaşmayan, aldıkları eğitimi

insanlığın ve halkın

yararına kullanan ziraat mühendisi efeler, öğretmen efeler,siyasetçi efeler

insanın insandan korunmasını sağlayacak hukukçu, sanatkâr, işçi efeler, tıpçı

efeler, hakikatleri yazan yazar, şair, sanatçı ve düşünür, sosyal bilimci efeler

lazım… Yahu güvenlik kamerası olmayan işyeri kaç tane var? Kentlerimizin bütün

sokakları güvenlik kameraları ile dolu. Kimden korkuyoruz peki? İnsandan…

İnsan insandan neden korkar? Bence bu soru hepimizi ilgilendiriyor.

ŞAHİN EFE – Hocam, böylesine bir kargaşa içinde sap ile samanı nasıl ayırt

edeceğiz? Yani siz ne diyorsunuz; tüfeği kapıp dağlara mı çıksın insanlar?

ÜMİT GÖRGÜLÜ - Bugün Efelik eline tüfek alıp dağlara çıkmakla olmaz; olsa bile

bu geçici bir çözüm olur ancak… Bugün efeliğin silahları, bilimdir, sanattır:

Yüksek, iyi niyetli sezilerdir, yüksek bir adalet duygusuyla kötüyü ve kötülüğü ve

de kötü niyeti, olanca albenisi içinde bile olsa, gözlerimize, kulaklarımıza eşsiz

güzellikte/doğrulukta gelen, bin bir kılıkta bile olsa seçebilmek, sonra da

doğrudan, güzelden yana olabilmektir.

ŞAHİN EFE – Teşekkürler Hocam… Artık gelelim Efeler oyununa?

ÜMİT GÖRGÜLÜ – Gelin tabi, izleyin… … Biz nasıl bu oyunu mecburiyetten yazıp

oynadıysak sizler de mecburiyetten izlemelisiniz! Şaka tabi, kimseye zorla bir

oyun izletemezsiniz. Ben oyunu yazdım, gerisi izleyene kalmış artık. Yanlışımız

varsa da düzeltin, derim herkese… Bu konuda kibirli değilimdir. Ben ‘doğrularım

’da, onlardan daha doğru bir düşünceyle karşılaşıncaya kadar ısrar ederim.

İzleyenler, beğenir beğenmez bilemem. Belki oynayamamışızdır beğenmez,

belki inanmıyordur beğenmez, yapacak bir şey yok. Bir başka birileri de daha

iyisini, daha doğrusunu yapsın, gider biz de izleriz. Ben oyunu yazarken

çocukluğumda kulaklarıma doluşmuş asıllı asılsız, doğru yanlış, abartılı Efelelik

hikâyeleri vardı. Bu bilgileri kendimce derleyip topladım ve Çakırcalı Mehmet

Efe’nin hayatıyla ilişkilendirdim. Elbette ki bu bir tiyatro oyunu: Tür olarak da

‘Tarihsel Dram’ denilebilir. Oyunun dramatik olarak kendince önermeleri var

ama bunlar kesinlikle bilimsel değil sanatsal önermelerdir. Psikoloji okuduğum

için biraz da Efelik psikolojine değinmeye çalıştım. Efelerin dağlara çıkış

sebepleri, yaşadıkları zamandaki sosyo-kültürel ve ekonomik etkileri kendimce

aramaya çalıştım.

Bizim E F E L E R oyunumuz, Ege bölgesinde yaşamış ünlü Çakırcalı Mehmet

Efenin yaşamından kesitleri; Müzikli, Danslı ve zaman zaman belgesel-seyirlik

niteliklerle seyirciye sunacak bir metne sahip. Peki, biz ne diyoruz bu oyunda?

Biz diyoruz ki;

Efeler, güzel Anadolu'nun Hâkikât Erlerindendirler. Hâkikâtin peşindedirler.


Hâkikâtin- Birliğin- Dirliğin peşinde, izinde ve yolunda olan herkes, ister Efeliği

bilsin isterse de bilmesin, Efedir, diyoruz.


Efelik, bir ruhtur ve hiçbirimizin de tekelinde değildir.


Efelik, dediğini yapmak, yaptığını da demektir.


Efelik, yalnız karşısındakinin değil, kendi eksiğini de görebilmektir, diyoruz.


Efelik, efe urbalarını giyip dovlara (dağlara) vurmak da değil: Efelik yürekte.

Efelik eylediğimiz her şeydedir. Efe, hakkı yenenin yanında olmazsa hiç olmasın

daha iyidir, diyoruz.


Gerçek Efelere; 'Alın, dünyanın başına geçin', deseler dahi, onlar dünyanın

başına geçip de yönetmeye, belirlemeye zaten kalkışmazlardı. Kanaatkâr

insanlardır. Biriktirmek, palazlanmak için değil, dağıtmak için vardırlar. Kapital-

emperyal mantık ve onun dizgelerinden uzaktırlar, diyoruz.


Aslında; zor, zorba, zulüm eden yoksa yoksa Efe de yoktur. Efelik, bir neden

değil bir sonuçtur. Efe de efelik de keyiften değil mecburiyettendir, diyoruz.

Ve diyoruz ya da demeye çalışıyoruz ki; efelik, insanın beşeri hallerinden bir

haldir. Devletten maaş alıp da işini yapmayan birine, ‘İşini yap, maaşını benim

ödediğim verdilerden alıyorsun’ diyen de ; ‘Ben çocuğum, oyun hakkımı

elimden alamazsınız!’ diyen bir çocuk da efedir. Efelik, Dadaloğlu, Köroğlu,

Koçero ve diğerleri de ‘Bozuk Düzene’ karşı çıkan ‘Efelenmelerdir’. Ben de

dahil olmak üzere, kimse kusura bakmasın ama, Efelik sadece Egeye özgü bir

ruh hâli değildir. Efeler bütün dünyada vardır. Robin Hood da bir efelenmenin

örneğidir. Mustafa Kemal’e neden Sarı Zeybek, derler? Çünkü o da sömürgeci

emperyalistlere karşı efelenmiştir. Deniz Gezmiş de bir efedir. Che Guevara da

bir efelik ruhunu taşıyan bir gerçekliktir… Che Efe!

Kısacası Efelik, tahminlerin ve bugünkü algıların çok ötesinde somut bir

realitedir. O kadar somuttur ki; bu realite (gerçeklik) göz ardı edilirse Efelik;

etnografik, antropolojik ve folklorik algının ötesine geçemez: Böyle olursa ;

görkemli kıyafetleriyle içi doldurulmuş heykellerde etnografya müzelerde

s
ergilenirler ya da şehirlerin kurtuluş törenlerinde yürüyüş yapan sakallı dedeler

ve okul müsamerelerinde zeybek/efe dansı oynayan gençler olmanın ötesine

geçemez. Bu vb. sunumlar, Efelik Ruhunun ‘Kötüye ve yanlışa dur’ diyici ve

direnişçi dinamizminden çekinen baskın otoritelerin uydurduğu eksik, çarpık ve

yanlış sunumlardır.

Bize göre Efeler ne evliya ne eşkıya ne de folklorik hikâyelerdir: Biz

oyunumuzda onları ete kemiğe bürüyüp öncelikle insan oluşlarıyla ele almak

istedik. Belki birçok kesimin tepkisi çekeceğiz.

Oyunumuzda da geçtiği gibi; ‘Efeler, dağlara çıkmamıştır; çıkarılmışlardır.’ Bu

dağa çıkışın; sosyo-ekonomik ve kültürel nedenleri var. Oyunumuz, Efeleri bu

gerçeklikle algılamaya çalışan ve onları eşkıyalıktan evliyalığa günahları ve

sevaplarıyla görmeye ve göstermeye niyetlidir.

Efeler ve zeybeklerin Cumhuriyetin kurulmasıyla bıçak gibi kesilmeleri de

ilginçtir: Ne olmuştur da Efeler dağlardan inmiştir? Bizim bu konudaki

düşüncemiz, cumhuriyetin ilanıyla birlikte gelen anayasal düzenin Efelerce

‘kabulüyle’ ilgilidir. Osmanlıdaki kargaşa yeni kurulan Türkiye’de olmayacaktır.

Biraz romantik bir anlatımla artık Sarı Zeybek gelmiştir ve bütün Efeler onun

himayesindedir. Nitekim kurtuluş savaşındaki katkıları ve mücadeleye olan

koşulsuz şartsız teslimiyetleri de bunun göstergesidir.

Efeler oyunumuzda Alt Başlık olarak ‘Hakikat Erleri’ dedik. Çünkü Efeler;

folklorik değil, hakikidirler ve hakiki nedenlerle yaşamıştırlar ve bundan sonra

da öyle yaşayacaklardır.

ŞAHİN EFE – Peki hocam, bu oyunu kimler oynuyor? Kadroda kimler var?

ÜMİT GÖRGÜLÜ – Oyun Derneğimiz Yarın Derneği Oyuncuları tarafından

sahnelenecek.

Efeler oyununa hazırlanan Yarın Oyuncularının oyuncu kadrosu ise oldukça İlginç

ve renkli: Kast, rahatlıkla; ‘Meslek üstü’ de diyebileceğimiz oyunculardan

oluşuyor. Aralarında profesyonel olarak oyunculuk yapan yok: Çoğunluğu

eğitimci olan farklı meslek guruplarından. Bu projede başka ilginç olan birkaç

nokta var. Bunlardan ilki bütün oyuncular hem çalıyor, hem söylüyor hem de

zeybek oynuyorlar. Oyuncular hakkında şu bilgiler bize biraz bilgi verebilir.

Ercan Düzgün: Tarih Öğretmeni, Müzisyen, oyunun özgün müziklerini yaptı. Bu

yıl kendi bestelerinden bir albüm yaptı. İnternet ortamından ‘Atçalı Kel Mehmet

Türküsü’ diye sorgulatılarak dinlenebilir. Oyunumuzun bütün özgün müziklerini

Ercan Düzgün besteleyip seslendirmiştir.

M. Ümit Görgülü: Psikolojik danışman, oyun yazarı, Sahne Sanatları alanında

yüksek lisansını yapıyor. Bağlama, buzuki çalıyor, zeybek oynuyor.

Bora Üzerk: Tarih Öğretmeni, Bir okulda Müdür Yardımcısı, Bağlama Gitar

çalıyor, solist ve zeybek oynuyor.

Özgür Yılmaz: Resim öğretmeni, Bağlama, Bas Gitar çalıyor, zeybek oynuyor.

Adnan Özgüler: Tarih Öğretmeni, oyuncu, bağlama çalıyor, zeybek oynuyor

Egemen Yorgancıoğlu : Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuarı Halk

Oyunları bölümünde okuyor. Zeybek oynuyor.

Gizem Alkış : Halk oyuncu, lise öğrencisi.

Fatih Güney: Güzel Sanatlar Lisesi resim bölümünde okuyor, zeybek oynuyor.

Mustafa Can Sönmez: Lise öğrencisi. Gitar çalıyor, zeybek oynuyor.

Ahmet Ovalı: Güzel sanatlar lisesi mezunu, gitar ve ritim çalıyor, zeybek

oynuyor.

Ender Murat Yatağan: 9 Yaşında erkek. Oyunda öldürülen Rum çetecinin oğlu

Yorgo’yu oynuyor.

Aysel Görgülü: 9 Yaşında kız. Ender’in gelemediği oyunlarda saçlarını şapka ile

gizleyip Yorgo’yu oynuyor.

ŞAHİN EFE – Oyun ne zaman ve nerde sergilenecek Hocam?

ÜMİT GÖRGÜLÜ- Oyun neredeyse hazır. Yılbaşından önce sahnelemeyi

düşünüyoruz. Ancak sponsor bulmakta güçlükler yaşıyoruz. Elbette insanlar ya

da işletmeler tanımadıkları bir oyuna sponsor olma konusunda temkinli

davranıyorlar.

ŞAHİN EFE – Yani sponsor arıyorsunuz?

ÜMİT GÖRGÜLÜ – Başka çaremiz yok. Sizinle yaptığımız bu röportaj belki

sponsor bulmamıza vesile olur. Biz bu oyunu mümkün olduğunda çok insana

izlettirmek istiyoruz. Unutulmaya yüz tutmuş Efeleri ve efelik ruhunu sahnede

de olsa yeniden yeşertilmesini kendimizce biz de katkı koymak istiyoruz.

ŞAHİN EFE- Teşekkürler Ümit Hocam…



    Diğer Haberler
  • Yörük Ese Efe
  • Şahin Efe Yılmaz-Yaptığınız İşin Efesi Olun
  • Zeybek Akademisi
  • Şahin Efe Yılmaz-Kızılca Gün
  • Şahin Efe Yılmaz-Milli Ruh, Milli Şuur
  • Mursallılı İsmail Efe Destanı
  • Kuvayımilliye Efeleri
  • Alim Efe
  • Mursallı İsmail Efe:
  • Efelik Ruhu Kitabı Çıktı
  • gavur iman efe
  • KARA ERKEK EFE
  • Efelik Ruhu
  • Akıbet
  • Nazilli'nin İsimsiz Kahramanı
  • Efelik Ruhu Projesi
  • Zeybek Gençlere Efece Nasihatler...
  • Zeybek Kardeşliği
  • Efemin Gözleri Vatanım
  • Efe'lerin İtalya Çıkartması
  • Türkiye’nin En Büyük NEVRUZ Kutlamasında Hazırlıklar Tamamlandı
  • Efelik Ruhu Sohbetleri Ankara
  • Atatürk Ve Seymen Alayı
  • ARPADERE KATLİAMI 1919 (MUHTEMELEN MAYIS SONLARI )
  • AYDIN / İNCİRLİOVA EFE'LİK RUHU SOHBET VE GEZİ ORGANİZASYONU
  • Efeler Tiyatro Oyunu
  • Efeşahname İzmir İmza Günü Yapıldı
  • Ebru Sanatı İle Efeler,Kuşlar ve Ruhun Özgürlüğü Sergisi
  • EFEŞAHNAME NEDİR?
  • Kadın Efeler Sergisi ve Efeler Söyleşisi Ödemiş'te..
  • 3.EFE ATEŞİ TORBALI'DA YANIYOR..
  • Efeler Talip Özkan Anıaına Acıpayam'da Buluşuyor..
  • Çakıcı Türküsü
  • Kör Bayram Efe
  • Efelik Ruhu
  • 9 Eylül Efeler
  • Efelenmek
  • Zeybekler
  • ZEYBEK OCAĞI DERGAHI
  • EFE
  • ŞU İZMİRDEN ÇEKİRDEKSİZ NAR GELİR
  • CAFERAKİ HALAZARİ-SÖKELİ CAFER EFE
  • ÖDEMİŞ KAVAKLARI TÜRKÜSÜ
  • DOKUZUN MEHMET EFE
  • ÖDEMİŞ ZEYBEĞİ
  • YAĞDIĞIN'LI HALİL EFE
  • POSLU MESTAN EFE
  • KAHYAOĞLU MUSTAFA EFE
  • SANCAKTARIN ALİ EFE
  • ÇETE EMİR AYŞE
  • GÖKDELİ MEHMET EFE
  • ORHANİYE'Lİ KARA DURMUŞ EFE
  • MAVRO ALİ OSMAN EFE
  • DANİŞMENTLİ İSMAİL EFE
  • BAKIRLI SAÇLI MUSTAFA EFE
  • YÖRÜK ALİ EFE
  • ZEYBEKLER
  • ÇAKIRCALI MEHMET EFE
  • DEMİRCİ MEHMET EFE
  • ATÇALI KEL MEHMET EFE
  • GÖKÇEN HÜSEYİN EFE
  • İNCE MEHMET EFE
  • KAMALI ZEYBEK MUSTAFA EFE

  • ANA SAYFA HAKKIMIZDA RESİM GALERİ LİNKLER İLETİŞİM ÜYELER ÖDEMIŞLI ODEMISLI ÖDEMIŞLI HUKUKCULAR DOKTORLAR

    © 2014 Bu site İstanbul’daki Ödemişli Efeler Kulübüne aittir.
    Designed by Telmar